Kamu Diplomasisi Uygulama ve Araştırma Merkezi

Barış Pınarı Harekâtı’nın Halkla İlişkiler ve Kamu Diplomasisi Boyutu

14/10/2019 14:39:54 - 14/10/2019 14:39:54 - 6266 Okunma

BARIŞ PINARI HAREKÂTI’NIN HALKLA İLİŞKİLER VE KAMU DİPLOMASİSİ BOYUTU

 

Doç. Dr. Muharrem EKŞİ, Kamu Diplomasisi Merkez Müdürü

 

21. yüzyılda artık savaşlar sadece cephede değil eş zamanlı olarak enformasyon alanında da gerçekleşiyor. Bu anlamda yeni çatışma biçimlerinden biri olarak enformasyon savaşı günümüzde ön plana çıkmıştır. Çoğunlukla dezenformasyona dayanan bu tür savaş biçimi medya ortamlarında yürütülmektedir. Bu bağlamda askeri harekâtların cephedeki başarısı kadar enformasyon alanındaki başarısının da artık günümüzde yadsınamayacak ölçüde önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Enformasyon savaşları özellikle algı operasyonlarıyla gerçekleştirilmekte ve uluslararası kamuoyu oluşturmayı hedeflemekte. Biçimlendirilmiş mesajlar, algı operasyonlarıyla medya ortamlarında dolaşıma sokularak dünya kamuoyunun fikirlerini etkilemek amaçlanmakta ve bu şekilde kamuoyu oluşturulmaktadır.

 

Buna karşı çözüm ise kamu diplomasisidir. Kamu diplomasisiyle öncelikle yürütülen algı operasyonlarının belli amaca hizmet eden biçimlendirilmiş mesajlarının öncelikle yapı-sökümü yapılarak karşı argüman ve tezlerin üretilmesi gerçekleştirilmektedir. Böylece kamu diplomasisi yöntemiyle doğru bilgilere dayanan mesaj, argüman ve tezler geliştirilerek algı operasyonlarındaki propagandaya dayanan dezenformasyona karşı tepkisel reaktif mücadele yürütülmüş olmaktadır. Bununla birlikte kamu diplomasisinin esas başarısı, dezenformasyon ve propaganda başlamadan önce ön alıcı proaktif yaklaşımla yürütülecek askeri harekatın ulusal düzeyde halkla ilişkiler ve uluslararası düzeyde kamu diplomasisi politikasının belirlenmesine bağlıdır. Böylece kamu diplomasisi yöntemleri kullanılarak verilmek istenen mesaj, argüman ve tezlerin önceden hazırlanması ve kamuoylarıyla paylaşılması mümkün olmaktadır.

 

Bu bağlamda Türkiye’nin 9 Ekim 2019 tarihinde Suriye’nin kuzeyine yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekatı’nın enformasyon cephesinin askeri cephe kadar ulusal ve uluslararası arenada en çok tartışılan boyutu olması, kamu diplomasisinin bir kez daha ne kadar stratejik öneme haiz olduğunu göstermiştir. Buradan hareketle, 21. yüzyılda yürütülecek askeri harekâtların diplomatik, enformasyon, propaganda, medya ve kamu diplomasisi gibi çok katmanlı biçimde önceden planlanmasının stratejik olduğu anlaşılmaktadır.

 

Türkiye, başlangıçta başlattığı harekatı, temelde BM’nin 51. maddesi uyarınca sınır güvenliğini sağlamak ve terörizmle mücadele olarak meşru güvenlik tehditlerine karşı olduğu teziyle savunmakta. Ayrıca Türkiye, Barış Pınarı harekatıyla ülkesindeki Suriyeli sığınmacıların güvenli bir şekilde geri dönüşlerini sağlama amacını ileri sürmüştür. Buna rağmen Türkiye’nin hem uluslararası hukuka uygun ve hem de insani gerekçelere dayandırdığı meşru harekatı, ulusal ve uluslararası düzeyde karşı argümanlarla eleştirilmenin ötesinde algı operasyonlarına maruz kalmıştır. Bunun da ötesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin son derece başarılı biçimde yürüttüğü askeri operasyonun enformasyon/medya savaşları boyutunda Türkiye’nin propaganda bombardımanıyla karşı karşıya kaldığı görülmüştür. Bu da Barış Pınarı harekatının sadece cephe savaşı biçiminde yürütülmesinin yetersiz kaldığı, harekatın enformasyon savaşı boyutunun da en az askeri operasyon planlaması kadar stratejik olduğunu gözler önüne koymuştur. Ayrıca PKK/PYD terör örgütünün uluslararası düzeyde kamuoyu oluşturabilecek lobi gücüne ulaştığı görülmüştür. Buna karşı da hem lobi faaliyetleri hem de kamu diplomasisiyle karşı konulmasının zorunluluğu açıkça anlaşılmıştır.

 

Bu nedenle Türkiye’nin önceden proaktif olarak harekâtını hem ulusal düzeyde kendi iç kamuoyuna hem de dış kamuoyuna anlatması, algı operasyonlarıyla mücadelede stratejik yöntemdir. Öncelikle kendi iç kamuoyuna yönelik halkla ilişkiler politikasını oluşturup harekâtına yönelik ulusal desteği sağlamak gerekmektedir. Böylece halkla ilişkiler politikasıyla iç kamuoyunun dış algı operasyonlarının dezenformasyonuna maruz kalmasının önüne geçilebilir. Eş zamanlı olarak da uluslararası toplum ve dünya kamuoyunu kazanmaya yönelik kamu diplomasisi politikasıyla ön alıcı biçimde harekatın uluslararası hukuka uygunluğu başta olmak üzere meşru gerekçeler mesaj, argüman ve tezlerin uluslararası dolaşıma sokulması gerekmekte. Böylece proaktif halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi politikası uygulanmış olmaktadır. Buna rağmen tepkisel reaktif düzeyde de halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi politikasının hızlı bir şekilde uygulanması mümkündür. Tepkisel düzeyde kamu diplomasisinin yöntemleri kullanılarak öncelikle dezenformasyona dayalı algı operasyonlarıyla mücadele yürütülebilir.

 

Bu bağlamda Türkiye’nin Barış pınarı harekâtına yönelik yürütülen algı operasyonlarına karşı Türkiye’nin kamu diplomasisiyle askeri cephenin yanında enformasyon savaşı cephesini de eş zamanlı yürütmesi elzemdir. Bunun için öncelikle dezenformasyonun yapı-sökümü yapılarak yanlış bilgi ve mesajların doğru bilgilere dayanan mesaj, argüman ve tezlerle yer değiştirmesi sağlanır.

 

 Aşağıdaki infografik örneğinde görüldüğü üzere dezenformasyon üzerinden yürütülen algı operasyonlarına karşı tepkisel düzeyde kamu diplomasisinin karşı mesaj ve argümanları verilmiştir.

 

 

.

Facebook Twitter Google Plus
KLU

İçerik bulunamadı.

Telefon Tablet Bilgisayar Bu website tüm cihazlarla uyumludur.